Çok özledim, nasıl özledim bilemezsin.. Telefonlarını açmıyorum çünkü sana çok kırgınım.. İnsan sevdiğine kırılırmış.. Açsam biliyorum sesini duyar duymaz unutacağım kırgınlığımı, neşelendireceksin hemen, yanlış anladın diyeceksin..
Sesimden anlayacaksın üzgün olduğumu, neyin var diyeceksin.. Sessiz kalacağım anlayacaksın hemen gönül işleri olduğunu.. Bi türlü düzelemedi ki zaten.. Meşhur esprilerinden yapacaksın..
Keşke yanımda olsan.. Keşke kurtuluş parkında olsak.. Ben anlatsam sen dinlesen.. Sonra ağlasam, sen sarılsan, omzuna yaslansam.. Taş atsan göle, bi anda kızıp "ver numarasını gelsin konuşalım nasıl bu kadar üzebilir seni, ben konuşucam onunla sen karışma" desen abim gibi..
Ellerim üşüse Ankara'nın 9 ayında.. Ellerimi tutsan ısıtsan, sonra "kızım sen 2 gün önce ölmüşsün haberin yok" desen.. Yine gülsem.. Her seferinde bu söylediğin komik gelse..
Yemekler yapsan bana eskisi gibi, en sevdiklerimden.. Okeye 4. bulup okey oynasak.. Batak atsak.. Ben okeyde yensem sen tavlada intikamını alsan..
Memleketi kurtarsak yol boyunca, kavgalı gürültülü.. "Nasıl kızdırdım seni ama" diye gülsen.. Tatlıya bağlasak yine..
Çok ihtiyacım var be müdür sana bu sefer.. Ben Ankara dışında aşk acısı çekmemeliymişim bunu anladım.. Sen olmayınca, yemeklerin, esprilerin, dostluğun.. Çok zor atlatılıyormuş..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder