13 Ocak 2014 Pazartesi

Konuşun benimle

      Olur sandım, başarabilirim sandım,olmaması için bir neden göremedim çünkü, ama olmadı işte yapamadım..

      Erken pes ettiğimi biliyorum daha 2 sınav var , bütünlemeler var, belli olmayan notlar var.. Ama ben bittim, çalışma şevkimi kaybettim, hevesimi yitirdim.. Vizelerim bu kadar iyi geçerken finallerde nasıl böyle çuvalladım bilmiyorum.. Moral düşüklüğü oldu fizik finali açıklandıktan sonra, sonra da toparlayamadım gitti, ipin ucu kaçtı.. Domino etkisi gibi, sonraki sınavlarım da kötü geçti..

       Sınıfta kimse benimle konuşmuyor, o kadar yalnız hissediyorum ki kendimi, biri gelip öylesine sorular sorsa sevinçten havalara uçacağım.. İngilizce vizesi için yaptığım yorumdan sonra herkes beni  yanlış tanıdı, sonra ben depresyona girdim okuldan, derslerden koptum, toparlanmaya çalıştığımda kimsenin etrafımda kalmadığını fark ettim.. Bir virüs gibi yayıldı yalnızlığım, kontrolsüzce çoğaldı, o çoğaldıkça ben içeride sıkıştım..

       Okulda durum böyle olmasına rağmen, kim dersle ilgili bir soru sormak istese feysten (face diye yazılır feys diye okunur) benimle irtibata geçiyor.. En doğru ve detaylı bilgiyi benim verebileceğimden şüpheleri yok.. Ama müslüman bi sorunun başına "Naber Zehrap" , "İyi akşamlar", "İyi geceler" ,"Nasılsın" gibi sorular sorun di mi... Direk soru sonra teşekkür sonra gidiyolar, gitmeyin konuşun benimle sorun halimi hatrımı ölmezsiniz ya!
     
     

11 Ocak 2014 Cumartesi

Yalnızım..

Kendimi 80 yaşında çocuklarını dırdırdan öldüren, kafasında nedeni anlaşılamayan yumurta büyüklüğündeki çıkıntısını üç tel saçıyla kapatmaya çalışan, konuştu mu vara yoğa söven, "bizim zamanımızda böyle miydi" zincirleme bunak tamlaması yapan teyzeler gibi hissediyorum.. "Tükenmişlik" sendromuna mı yakalandım yoksa aboooww.. Ona sadece ünlüler yakalanır, bizim gibilere bulaşmaz diye biliyodum. Velhasıl yalnızım, kendi sesimi duyunca şaşıracak kadar, telefon çalınca bi telefonum olduğunu unutup, hatta telefon diye bir teknolojik aletin varlığını unutup grahambell amcanın kemiklerini sızlatacak kadar, kapı çalınca " ahan da polisler geldi beni götürecekler" diye tırsıp homo sapiens denen bir türün benimle her hangi bir amaçla iletişime geçebileceği ihtimalinin var olabileceğini düşünemeyecek kadar yalnızım.. Nasıl böyle oldum ne zaman bu hale geldim bilmiyorum, oysa ne kadar da sosyal bir kızdım ben. Haftada bir mutlaka arkadaşlarıyla tiyaroya giden, ayda üç bilemedin iki kez tiyatroya giden, sık sık arkadaşlarıyla çeşitli etkinlikler için buluşan, gitmedi mi "sensiz olmaz ama" nidalarında zorla ortamlara dahil edilen, espirili, entelektüel birikimiyle herkesi şaşırtan sevecen dost can...Kestiiiiiiiiiiiiik.. Tamam böyle olmasam da 2-3 tane arkadaşım vardı.. Arada bi oturup ne kadar sürede evlenmezsek evde kalacağımızın hesaplarını yapardık.. "Şimdi biriyle tanışsan evlenmeye karar verene kadar bir yıl geçer , sonra aileler tanışır, isteme, nişan düğün derken iki yılı bulur kızııımm" diye birbirimizi gaza getirip etrafımızdaki potansiyel eş adaylarının "şu olmaz mı, e tamam işte çocuk da sana yazıyomuş daha ne istiyorsun koskoca güvenlik ohh miss" diyerek kritiğini yapardık.. Ne kadar sürede evlenmezsem evde kalacağımı hesaplayabileceğim bir arkadaşım bile yok şu an o kadar yalnızım.. O kadar yani var sen düşün..