28 Kasım 2013 Perşembe

Yemişim mühendisliğini...

     İki gün önce okuldan çıktım. Bekle bekle servis gelmiyor. Bir de erken çıktım on dakika, yine de dolmuşa binip yürümek yerine servisi beklemeyi tercih ettim..
    Velhasıl ağaç oldum servis gelmedi. Mecbur dolmuşa bindim, her zamanki gibi en arkada oturdum.. Yorgunum, nedenini bilmediğim bir durgunluk var.. Edebiyat bölümünde okuyan iki üç arkadaşın konuşmalarına kulak misafiri oldum. Laf aramızda toplu taşıma araçlarındaki insanların sohbetlerini dinlemek çok hoşuma gidiyor (: O da yoksa telefon konuşmalarını istisnasız dinlerim (: Hal böyle olunca toplu taşıma araçlarında herkes beni dinliyormuş gibi geliyor, çok mecbur kalmadıkça telefonumu da açmıyorum, öyle ki arkamda biri varsa mesaj bile atmıyorum.. Neyse konumuza dönelim, öyle içten sohbet ediyorlardı ki; arkadaşlıkları oturmuş espiriler havada uçuşuyor dayanamayıp ben bile sırıtıyorum hafiften. Öyle kaptırmışım ki kendimi bi ara sanki onların arkadaşıymışım gibi kahkahayla gülüvermişim, yanımdaki çocuk farketti, espiri yapınca dönüp bir de beni yokluyor gülüyor muyum diye. Garip bir hava oluştu anlayacağınız.. Kaptırdım kendimi ineceğim yeri unuttum, aklıma geldiğinde tam da ordan geçiyordu. Tam ağzımı açıyordum ki edebiyatçılardan biri inecek var dedi. Şoför duymadı, duracağını düşündüklerinden sohbete devam ediyorlar.. O gıcık tiz sesimle olabildiğince bağırdım '"istasyonda inecek vaaaarrr".. Apar topar indik servisten.. Yanımdaki çocuk, arkadaşı, ben.. Tabi dolmuş durana kadar 100 metre ilerlemiş oldu..  Issız bir yer olduğu için arkalarından gidiyorum.. İçimden de ''allahım inşallah gideceğim yere kadar gidiyorlardır" diye dua ediyorum ufaktan. Onlarda aralarında atışıyorlar şaka yollu. " Olum söylemedim mi ben sana durağa gelince bağır diye" , ismini sonradan öğreneceğim Emre ise " bağırdım valla abi şoför duymadı"  diyor. Kemal döndü "hadi biz sohbete daldık sen niye bağırmadın" diye bana çıkıştı kırk yıllık arkadaşıymışım gibi.. Ben de arkadaşın bağırdı diye söylemedim, ben bağırmasam daha da gidiyorduk sayemde burda indik diyiverdim.. Derken hangi bölümde okuyosun, nerde oturuyosun, nerelisin... Tanışıvermişiz.. Gözümde büyüyen o yolda ayırıma geldiğimizde kahkaha dolu bir sohbeti de arkamda bırakmış oldum.. Edebiyat son sınıfta okuyorlarmış, Kemal şairmiş.. Hem de 5 ünlü dergide şiirleri yayınlanıyormuş.. 

     Arkadaşlıklarını çok kıskandım, servisteki kızlı erkekli gülüşmelerini.. Bu üniversitede görebileceğim sınırlı kaliteli insanlardandı.. Bölümlerine yatay geçiş bile yapmayı düşündüm bir ara abartıp (: Yemişim mühendisliğini.. 

     Sahi ben neden bu bölümü okuyorum ki? 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder