Her şey çok güzel gidiyor, barıştık, aramızdaki sorunları da hallettik sayılır.. Tek sinir bozucu olan şey okuldaki öğrencilerin dersimde magazin muhabirleri gibi "ilişkinizi biliyoruz" anlamına gelen yarı sırıtmayla karışık hayırlı olsun temennileri.. İki insanın birlikte olması (yani sevgili olması) öğrencilere niye bu kadar şaşırtıcı geliyor anlamıyorum. Meslekten kaynaklanıyor sanırım; hiç bir öğrencinin her gün karşılaştığı dolmuş şoförünün komşularının kızıyla çıkıyor olmasını bu kadar konuşmaz herhalde .. Ya da arkadaşlarının yan sınıfın en yakışıklı çocuğuyla çıkıyor olmasını? Gittikleri kulak burun boğaz doktorunun yeni gelen cildiye doktoruyla çıkıyor olmasını? Evlerine aldıkları temizlikçinin kapıcıyla birlikte olmasını? (şey anlamında değil yanlış şeyler düşünme hemen, nişanlanacak yakında onlar) Ee bizimki niye bu kadar sansasyonel bir etki uyandırdı o zaman. Zannediyorlar ki öğretmenlerin iki modu var
1_ öğrencilikte sürekli ders çalışmak
2_ öğretmen olduktan sonra da ders anlatmak
Diğer insanlarda olan insani özellikler bizim için geçerli değil.. Bunların dışında yaptığımız her aktivite ezber bozuyor nedense, far görmüş tavşan gibi, yeni bir tür keşfetmiş botanikçi edasında inceliyorlar.. İncelemekle de kalmayıp halka arz ediyorlar.. "Hocam geçen gün sizi yürürken gördüm" !??!! Allahtan yürürken görmüş diyorum içimden.. Koşarken görseydi animallah napardım ben.. Annemle yürüyüş yaparken bizi gören öğrenci benim birileriyle yürüme özelliğime şaşırıp okulda arkadaşlarıyla paylaşma gereği duyuyor.. Hadi bunu ben duymadan yapsa neyse bizde yapardık öğrenciyken "geçenlerde filanca hocayla karşılaştık" gibisinden. Bunlar sınıfın ortasında, sınıfın nadiren en sessiz olduğu, tüm öğrencilerin duyabildiği bir anı yakalayıp "Hocaaam geçen gün sizi yanınızda biriyle yürürken gördüm" , insan ister istemez bi telaşa kapılıyor istemsiz bi " sadece arkadaşız " sözünü söylemek istiyor.. Ama sadece arkadaş değiliz, hem arkadaşım hem annem.. Bu veletler beni annemle yürüyüş yaparken görünce!!! bu kadar şaşırmışlarken bide aralarında Özgür'le el ele görenler var.. Bir aydır tüm dedikodu malzemesi biziz bence, ne bencesi herkesçe.. Tüm okula reklam olduğumuz ve hatta duymayan öğrencinin kalmadığı okulda öğretmenlerin duymamış olma ihtimali yoktur.. Yine de "Yoh yoh siz rahatça takılın gençler biz duymadık, hiç bir öğrenci bize bahsetmedi, biz hiç bir şey bilmiyoruz, hatta neyi bilmediğimizi bile bilmiyoruz" tavırları içimi rahatlatmıyor değil.. Özgür'ün ben öğretmenler odasında yokmuşum gibi, tanımıyormuş gibi davranması öğretmenlerin kafasını kurcalamıyor değildir. Birinin kulağına eğilip " bu kim yeni gelen matematik hocası mı " dese , öğrencilerin hepsinin olmayan bi dedikoduyu çıkardığına hemen inanabilirler.. Tabi kendileri görmemişse!
1 hafta sonra..
Bu bana bir haftadır "haftaya birinci ayımız" , "bir ay olmadan ayrılmasak bari" gibi birinci ayımızı önemseyen cümleler kuruyordu. Bende içimden biraz odun modun ama her erkeğin önemsediği şey faklı demek ki diye geçirmiştim. Bana kalsa bu dandirik günlerin hiç bi önemi yok , önemli olan her günü nasıl geçirdiğin , önemli olan geneli nasıl geçirdiğin.. Çok mutlu olduğum biriyle , zaten ara ara küçük süprizler yapan çiçekler!! alan biriyle vay efendim 14 şubatta neden hediye almadın diye tartışmam.. Ama zaten genelinde kılını kıpırdatmıyorsa tek aktiviteniz dürümcüde tavuk döner yemekse böyle günler acil imdat kapısı gibi ilişkiye heyecan katan, çiftlerin birbirini umursadığını birbirlerine hatırlatan günler oluyor.. İlk bir ay çok önemli bence. O bir ay ilişkinin fragmanı gibi, fragmanı beğenirsen filmi izlersin.. Daha çiçek almadı, ve ben buna fena halde takmış durumdayım. Bugün de almadı, yok bugün de olmadı diye diye bir ay doldu. Botanikçi değilim , çiçeklerle de aram yoktur, en son bir hevesle aldığım saksıdaki çiçeğin 1 haftada solmasına neden olmuştum.. Ama insan önemsendiğini hatırlatacak şeyler istiyo.. Yoksa niye çıkasın ki biriyle, hiç bir değişiklik yok şuan hayatımda, öğrenciler de ikide bir hatırlatmasa bir ilişkim olduğunu unutacağım.. Küçük bi kağıda bi söz yaz onu da kitabımın arasına koy, zor şey mi? Offf içim karardı..
Bende ne saftiriğim, bu birinci ayda sürpriz yaparsa, mahçup olmayayım diye neler araştırmıştım.. İlişkimizi anlatan bir kitap bile yazmayı düşünmüştüm. Onun için yazılmış bizi anlatan bir kitap.. Sonra resmimizin olduğu kalpli bir pasta.. İyiki pastaneye resmi vermedim son anda, yoksa ailecek üzerinde özgürün resmi olan pastayı yemek zorunda kalırdık.. Böyle geçecekse günlerin ayların ne önemi var. Geçsin bir ay geçsin beş ay.. Zaman geçiyor onu durduramayız, önemli olan o zamanın içinde neler yaptığımız.. Yoksa bir bakmışsın 2 yıl geçmiş ama biz olmamışız...
Merhaba sayfanızı yeni farkettim, Blog Deposu'nu ziyaret edip blogunuzu kategoriye göre listemize ekleyebilir, daha geniş bir okuyucu kitlesine kavuşabilirsiniz. Blog Deposu tüm blogarın ortak kullanım anıdır..
YanıtlaSil