5 Nisan 2014 Cumartesi

İşte öyle..

     Ben yeni sevgili çift olmayı unutmuşum. İlk altı aylık kısmının nasıl ilerlediğini, çiftlerin birbirine nasıl davranması gerektiğini, ne konuşulması gerektiğini itiraf edeyim bilmiyorum. Liseli ergenus öğrencilerim bile bu konuda benim kadar acemi değildir.. Uzun sayılabilecek bir ilişki sonrasında özellikle çok zor geliyor.. Neskafeyi sıcak içemediğimi bildiği için üfleyerek soğutmaya çalışan birine alışmışken durup durup "hadi ama iç şu kahveni soğutmadan" diyen birine sevgili mevgili aldırmadan dalasım geliyor.. O an karşımda bir fransız varmış gibi yabancılaşıyorum, bu kim ya daha kahveyi soğuk içtiğimi bile bilmiyor bide sevgilim mi olacak diyorum içimden.. Bunun gibi yüzlerce şey.. Tam alışıyorum seviyorum galiba derken hoop bi tane daha buna benzer bir şey.. 
      Yeni birine alışmak zaten zor, bide tüm kainat ona alışmama karşıymış gibi eskisini hatırlamama neden olabilecek ne kadar isim, şehir, dizi, söz varsa onun yanında çıkıyor karşıma.. 
     Akşam gidiyoruz yemek yiyeceğiz iki medeni insan gibi, yemek yediğimiz sandalyenin üstünde niye onun ismi var, kamera şakası mı bu, psikolojik bir film çekiyorlar, baş rolünde de ben varım da benim mi haberim yok.. Tv de açık kalan kanaldaki dizinin onun en sevdiği dizi olması milyonda kaç olasılık ya bi hesaplar mısın? 
     Hadi bunlar da bir ihtimal olur da hangi olasılık hesabı aynı cümleyi bire bir kurmalarını açıklayabilir? Bana "Son zamanlarda yapılan araştırmaya göre evlilik oranları düşmüş boşanma oranları artmış" dedi ya. Şoka girdim, beynimde şalterler attı sırayla, nöbet geçiriyordum az kalsın. İçine Fatih kaçmış senin diyecektim zor tuttum kendimi, toparlayamadım bir türlü. Tabi ben öyle davranınca korktu adam. Haklı da korkmakta şizofrenler gibi gözlerimi ona diktim ayırmadan.. 
     Bazen de seviyor gibi hissediyorum, ama gerçekten seviyor muyum Fatih'in yerine mi koymaya çalışıyorum bende bilmiyorum.. Ben daha duygularımdan emin değilim ona nasıl net davranayım ki.. Bir yanım tamam oldu ya evleneyim 2 de çocuk yapayım ohh mis daha ne istiyorsun kızım diyor, diğer yanım onu sadece Fatih'in özellikleriyle örtüşen ya da örtüşmeyen davranışları olarak baz aldığım için daha asıl Özgür'ü tanımadığımı söylüyor.
     2 gün önce çok özlüyordum mesela, ayrıldık diye sanırım , bişiyi kaybedince kıymete biner ya bendeki de o hesap.. 15 dakika koridorda dersi olduğu sınıfa girmesini bekledim, bekliyorum ama beklediğimi de belli etmiyorum aklımca,hangi hoca zil çaldıktan on dakika sonra da koridorda dikilir ki, Allahtan nöbetçiydim de çok anlaşılmadı.. Yüzüme bile bakmadan sınıfa girdi hıyar, bende sesini duyarım ümidiyle sınıfın karşısındaki panoyu okur gibi yaptım nöbetçi öğrenciye çaktırmadan.. Sınıfı susturamadı ki sesini duyayım , az kalmıştı kulağımı kapıya dayayacaktım.. Öğretmenler odasına çıktım zil çalmaya yakın tekrar indim, nöbetçi öğrenciyle sohbet ediyorum sözde, halbüki onun çıkmasını bekliyorum.. Tüm sınıf çıktı o çıkmadı ya da arada kaçırdım, o kadar çaba harcadım göremedim yani.. Gören körkütük aşık sanır, bende bir ara şüphelenmedim değil acaba aşık mı oluyorum diye.. Aslında olurum belki, yakışıklı, temiz düzenli ama bazı huyları var ki "kaç kızım kaç" dedirtiyor. Bencil mesela , hiç iki kişilik düşünmeyi bilmiyor, benim de aç olduğumu bile bile otobüsün arkasında puğaçasını yedi.. Böyle biri bırak sevgilim arkadaşım bile olmaz normal şartlar altında, açlıktan ölmedin ya, sanki yangından mal kaçırıyormuş gibi arkada tıkınıyor.. Ben karnımı doyurayım da mantığında.. 
     Bide bana "beni bunaltıyosun" dedi. Bana.. Tanısa bunun söylenebilecek son insan olduğumu öğrenecek de tanımıyor.. Daha dün bir bugün iki ne bunalması ne bunaltması, iki gün üst üste öyle denk geldi, bende çok memnun değildim o durumdan , bende sıkıldım bana da fazla geldi, biraz arayı açmak gerektiğinin bende farkındaydım ama "bunaltıyosun" mu dedim.. 
     Bak yazarken bile sinirlendim.. Neyse şimdilik aramız düzeliyor gibi, ikimizin de kırgınlıkları var onları aşabilir miyiz bilmiyorum..



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder